Bu hafta New York’ta 2009 2010 kış defileleri yapılıyor ve size ara ara New York Moda Haftası’ndan haberler veriyorum. Şimdiki defile haberimiz yine 2009 2010 kış koleksiyonlarından fakat mekan ise Türkiye. Dün akşam Tween 2009 2010 koleksiyonunu Esma Sultan Sarayı’nda çok güzel bir defile ile tanıttı. Saat 19:30 gibi güzel bir kokteyl’in ardından 20:30 gibi defile başladı. Defile sırasında erkek mankenlerin ardından bayan mankenlerin de podyuma çıkmasıyla biraz şaşırdım. Tween’in bir kadın koleksiyonu çıkaracağını duymamıştım. Kendimi biraz ayıpladım. Defilenin ardından ise bir parti düzenlendi. Öner Evez’in çarpıcı koreografisi ile sergilenen Tween Sonbahar Kış / 2009 2010 Erkek ve Kadın koleksiyonunun tanıtımı hem benim açımdan hemde davetliler açısından büyük beğeni topladı.

Gelelim defilenin detaylarına. Tween Kadın Sonbahar Kış 2009 2010 koleksiyonunu, başta Londra ve Milano’daki showroomlarda satılmak üzere sınırlı adetlerde tasarlanan, çok özel bir koleksiyon olarak hazırlanmış. İstanbul’da sadece 2 ya da 3 önemli lokasyonda Tween Kadın koleksiyonu moda severlerle paylaşmayı planlıyorlar.

Tween erkek koleksiyonuna göze çarpan detaylar,
Mikro ya da makro ekoselerin hâkim olduğu takım elbiseler, keçeleştirilmiş ya da yıkanmış yün ve deri kullanılarak hazırlanan modern formlu tek ceketler, yelekler ve dar paça pantolonlar koleksiyonun anahtar ürünleriydi. Düğme yerine kullanılan kalın metal fermuarlar ve deri aksesuarlar ise sezonun anahtar detayları arasındaydı. Sezon renk paleti gece renklerinden oluşuyordu. Paletin en önemli renkleri antrasit, siyah, bordo ve petrol mavisi.

Tween kadın koleksiyonunda göze çarpan detaylar ise şöyle,
Her kadın hayal ettiği kadar yalın; farklı ve iddialı görünmesine katkıda bulunabilecek;
vücut formunda; farklı deri yaka ile detaylandırılmış pamuk; yün; ipek karışımlı
seksi-maskülen tek ceketler ve pamuk strech kumaşlardan farklı yaka ve aksesuarlar ile
detaylandırılmış geniş model yelpazesine sahip modern ve dinamik Tween gömlekler
koleksiyonun her sezon vazgeçilmez ürünleri. Deri pantolon, deri etek ve farklı deri
ceketleri günün her saati için giyilebilir kılan Tween Kadın Sonbahar Kış 2009 2010
koleksiyonunun gece önerileri ise smokin ceketler ve tunik elbiselerden oluşuyor.

Diğer defile haberlerim Banana Republic ve Mango‘ yu görmeyenler için tekrar ekliyorum.

Elektrik Mavisi

fotoğraflar: style
Elektrik mavisi birkaç sezondur altın çağını yaşıyor. La Perla, Gucci, Moschino, John Galliano vb gibi ünlü markaların 2009 yaz defilelerinde yerini bulan modeller birbirinden farklı görünüyor. Takım elbise, tek omuz ve balon elbise, yüksek bel etek ve tulum gibi parçalar fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere bu yazın trend modelleri arasında yer alıyor.E

Romantik FırFırLar

firfirlar2

firfirlar1

firfirlar3

firfirlar4

Fırfırlı kıyafetler birkaç sezondur göz önündeydi. Şimdilerde ise fırfır detaylı olan gömlek, tunik, elbise, çanta, ayakkabı ve bluz gibi parçalar oldukça fazla tercih edilmeye başlandı. 2009 yaz sezonunda birçok markada bu tarz modelleri bulmanız mümkün. Fırfır bana çok hanım hanımcık geliyor diyenlerdenseniz bu sezon fırfır görmekten sıkılacaksınız benden söylemesi.

Pembe dükkan’a yeni ürünler ekledim. Bu linkten detaylara bakabilirsiniz.

penelope-cruz-mango1

Haber başlığı Mango’nun yeni yüzü olsaydı keşke. Markaların her sene farklı model kullanmalarının, izleyenler karşısında daha iyi bir etki bırakacağını düşünüyorum. Kıyafetler ne kadar farklı olursa olsun aynı yüzü görmek sıkıcı gelebiliyor. Sizi bilmem ama ben seneye Mango reklamlarında Laetitia Casta’yı görmek isterim.

Mango 2009 yaz koleksiyonu reklamlarında göze çarpan parçalar yelekler, otantik elbiseler, fırfırlı bluzlar, ekose gömlekler…

penelope-cruz-mango6penelope-cruz-mango2penelope-cruz-mango4

penelope-cruz-mango7penelope-cruz-mango5penelope-cruz-mango3

2009 Yaz Modası Maxi Elbiseler

maxi-elbiseler

maxi-elbise-modelleri1

maxi-elbise-modelleri2

maxi-elbise-modelleri3

maxi-elbise-modelleri4

Maxi elbiseler 2009 yazının da vazgeçilmezleri olacak. Sıcak havaların yaklaşmasıyla maksi elbiseler giyilmeye başlandı bile. Haftasonu Akaretler ve Nişantaşı’nda birçok kişiyi elbiselerle gördüm. Fotoğraflarda görmüş olduğunuz maxi elbise modellerinin markalarına bu adresten bakabilirsiniz.

Hafta sonu Fulya’daki Beymen serisonu mağazasını ikinci defa gezme fırsatı buldum. Dünya markalarının ürünlerini bulabileceğiniz bir outlet. Guess, Chloe, Dolce Gabanna, Marc Jacobs, Miu Miu, Gucci, Armani ve Gap gibi daha birçok markanın ayakkabısından tutunda elbisesine kadar birçok ürünü mevcut. Fiyat ortalaması sezona nazaran indirimli. Fiyatlar ise 150TL ile 3.000 TL arasında değişiyor. Özellikle ayakkabılarda büyük indirimler var. Ünlü markaların ayakkabı fiyatları 250TL’den başlıyor.

Meyvesi cildinizi güzelleştiriyor, çiçekleri ellerinizi yumuşatıyor, yaprakları yaralara iyi geliyor.

Artık "yabani" meyve olmaktan çıktı. Bir çok çiftlikte ıslah edilmiş yabani böğürtlen tarlalarına rastlayabiliyoruz.. Sayısız yararları keşfedildikçe artık kapalı kutularda suyu da satılmaya başlandı. Çünkü Özsuyunda organik asitler, mineraller ve vitaminler bulunan bir meyve böğürtlen.

Hafızaya da iyi geliyor. Yaprağından yapılan çay ağız yaralarını iyileştiriyor. Kanı temizleyici etkisi de var. Suyu aynı zamanda ishalleri geçirmede faydalı.

Çiçeklerinden el losyonu elde edin

Herbalist Tarkan Güveloğlu, antioksidan zengini bir meyve oldugunu söylüyor Böğürtlenin. Cildi güzelleştiren bir meyve olduğuna dikkat çekiyor.. İçinde çok fazla miktarda C vitamini bulunuyor.

Çiçekleri kaynatıldığında güzel bir vücut ve el losyonu elde ediliyor! Öte yandan meyvesi canlılık veriyor. Zindelik kazandıracak yegane meyvelerden biri.

Damar sağlığına da olumlu etkisi var. Zayıflama sürecine girenler de yemeli bu yemişi. Kan şekerini etkilemiyor çünkü! İçeriğindeki doğal sekerler sayesinde kan şekerini dengede bıradan bir özelliği var…

Yaprakları cilt yaralarına iyi geliyor

Tarkan Güveloğlu, bu mucize bitkinin boğaz enfeksiyonlarına ve yaralara da iyi geldiğini söylüyor. Yara iyileştirici etkiye sahip. Şu mevsimde yavaş yavaş taze yapraklarının çıktığını belirtiyor.

Böğürtlenin körpe yapraklarını toplayın. (lapa haline getirin) Bu lapayı ciltte yara olan bölgeye sürebilirsiniz.

Madam Figaro dergisi Kasım sayısında Kardiyolojide uzmanlaşmasına rağmen kariyerini tıbbın en sevdiği alanı olan medikal estetikte devam ettiren Cansel Yeni’ye yer verilmiş. Güzellik kavramını açıklama şeklini sevdiğim ve cilt bakımı hakkında önemli bilgiler verdiği için röportajının bir kısmını sizinle paylaşmak istedim:

Madam Figaro: Kliniğe gelen kadın ve erkekler nasıl bir psikolojik durumda oluyorlar?

Cansel Yeni: Kadın ya da erkek kapıdan giriyor, morali bozuk, kendinden memnun değil, kendiyle barışmaya ihtiyacı var. Cildinin daha temiz, daha parlak olduğunu, kırışıklıklarının biraz daha azaldığını gördüğünde bu o kişi için bir tür terapidir. Birçok kadın aynaya baktığında kendini genç görmek istiyor. Bu kötü ya da karalanacak bir şey değil. Bir sokaktan geçtiğinizde eğer o sokak bakımlı ve hoşsa bayılıyorsunuz ama bakımsız bir sokaksa, isterse şehrin en güzel yerinde olsun bir daha o sokaktan geçmek istemiyorsunuz.

M.F. : Ama hep 30 yaşında görünemeyiz. Genç görünme arzusunun da bir sınırı olması gerekmez mi?

C.Y. : Bu patolojik bir durum. Bundan biz de korkuyoruz. Bazen duyarsınız: Filanca kişi gençlik hastalığına tutulmuş diye… Bu durumlarda risk altında olan kişiler aslında doktorlar. Böyle bir hasta geliyor ve sürekli onu daha genç göstermenizi bekliyor. Artık isteklerini yapmadığınız ya da yapamadığınız zaman sizden daha kötüsü yok. Bu grup hasta bizim en korktuğumuz ve uzak durmaya çalıştığımız hasta grubu. Güzellik ve gençlik sonsuza kadar devam etmiyor. İnsanın bir süre sonra kendini zamana bırakması gerekiyor.

M.F. : Gelen her hastayı kabul ediyor musunuz?

C.Y. : Hasta konusunda çok seçiciyim. Herkese her şey yapılmaz. Güzellik o kadar kolay alışılan bir şey ki… Benim işim gelen hastanın dış görüntüsünü düzeltmek. Ama bunu hastanın kendisi için yapıyorum. O mutlu olsun diye. Yoksa çevresi ya da eşi için kendini değiştirmek, genç görünmek isteyen hastalarıma, karşı tarafın bu değişime kısa sürede alışacağını ve artık bunun bir anlamı kalmayacağını anlatıyorum. İnsanları etkilemek için güzellikten çok kişilik önemli. Siz estetik yaptırıp, güzelleşip bütün gün evde oturuyorsanız, alışveriş yapmaktan başka bir uğraşınız yoksa karşı tarafı etkilemeniz çok zor. Tabii ki kendinizi bırakmayacaksınız, fiziğinizle, kendinizle ilgileneceksiniz. Yoksa kendinize olan saygınızı kaybedersiniz ama her şeyin dış güzelliğe bağlı olduğunu da düşünmemek gerekiyor.

M.F. : Cildimizin genç ve kaliteli kalmasını sağlamak için neler yapmamız gerekiyor?

C.Y. :Temiz ve sağlıklı cilt güzelliğin en temel unsurudur. Bana gelen hastaların güneşe çıkması yasak. İnsanlar hep yanık tenin daha hoş göründüğünü düşünürler. Oysa bu doğru değil. Tarih boyunca güzelliği ortaya çıkaran beyaz ten rengi kabul edilmiş. Yanık ten aslında cilt isyanıdır. Cilt o kadar çok bağırıyor ki beni kurtarın diye, alttaki pigmentlerini kendini korumak için dışarıya yolluyor. O pigmentler dışarıya çıktıkça nedense insanlar güzel olduklarını düşünüp seviniyorlar. Elbette ilk bronzlaşma anında cilt gerilir, parlar çünkü cildimiz ödem toplamıştır. Sonra ciltte yavaş yavaş ince kırışıklıklar ortaya çıkar. Bir insan cildini bozmuşsa onu düzeltmek çok zor. Tabii ki her insanın birkaç tane lekesi olabilir ama korkunç bir güneş yanığı ve her yeri lekeler içindeki bir cildi düzeltmek çok zor.

M.F. : Cilt sağlığını korumada yaşam düzeni ve uyku düzeni ne kadar önemli?

C. Y. : Karanlık odada kaliteli bir uyku büyüme hormonu salgılanmasını sağlıyor. Her gün 10 saat uyurum. Cumartesi öğleden sonra eve giderim ve pazartesi sabahına kadar evde meyve yerim. Böylece bir tür detoks yapmış oluyorum. Spor da çok önemli. Özellikle menopoz çağına gelen kadınların kemik yapılarının düzgün olmasında pilatesin büyük yararı var.

M.F. : Cilde dışarıdan nasıl bir bakım uygulamak gerekir?

C.Y. : Bir doktor olarak cilde 20 – 30 farklı ürün sürülmesine karşıyım. Hastalarıma tek bir nemlendirici kullanmalarını öneriyorum. Bu nemlendiricide kişiye özel, cildin neye ihtiyacı varsa ona göre seçilmiş olmalı. Kozmetik sektörünün çok içinde biri olarak göz, dudak, boyun için ayrı, gece gündüz için ayrı kremlerin kullanılmasını yanlış buluyorum. Gözaltı biraz hassas bir bölgedir, çok yağlı krem kullanılamaz. Ama aynı şey tüm cilt için de gerekli. Cilt için yağ değil nem önemli. Yağ dediğimiz şer parafindir ve bu da cildin gözeneklerini kapatır. Nem cilde bir bariyer oluşturur ve bu bariyer cildin dış etmenlerden korunmasını sağlar. Dışarıdan verilen nemin cilde öyle aman aman bir katkısı olmaz. Önemli olan bol su içerek cildin ihtiyacı olan nemin içeriden sağlanmaktır.

M.F. : “Şu kremi sürdüm göz etrafımdaki kırışıklıklarım açıldı” derler bu mümkün müdür?

C.Y. : Bunun bir mantığı yok. Krem kırışıklıkları açacak kadar cildin alt tabakalarına işliyorsa beraberinde tozu ve kiri de götürüyordur. Cilt o kadar kendini koruyan bir organ ki dört ayrı tabakadan oluşuyor. En üstteki tabaka ölü tabakadır. Bu ölü tabakaya krem sürmek sadece cildin daha parlak olmasını sağlar. Yoksa cildin yapısını etkileyemez. Çok yağlı bir krem kullanırsanız, bu tabakadaki gözenekler kapanır ve cilt kendi yağını dışarı atamaz ve akneler oluşur.

M.F. : Cildi temizlerken nelere dikkat etmek gerekir?

C.Y. : Cildin kendi PH’sı var. Gün içinde cildiniz bazen yağlanır. Burada cilt PH dengesinin bozulduğunu fark eder ve yağlanarak bu dengeyi geri sağlar. Cilt kendine has bir asit – baz dengesinden oluşuyor ve bu denge bakterilerin oluşumunu engeller. Cildinizi normal el sabunlarıyla yıkadığınızda bu dengeyi bozarsınız. Bu denge bozulursa cildin bir kısmı kurumaya başlarken T bölgesi dediğimiz alın, çene ve burun da yağlanmaya başlar. Bunun nedeni cildin kuruyan alanları kendi kendine nemlendirmeye çalışmasıdır. Bu nedenle sabah uyandığınızda burnunuzdaki yağı tüm cildinize yayın ve cildinizi sonra yıkayın. Bu sizin doğal nemlendiricinizdir. Biz bozmadığımız takdirde cilt kendi kendini düzenleyecek yetenektedir.

M.F. : Botoks gerçekten mucize bir buluş mu?

C.Y. : Botoks kendi başına bir işlem. Yaptığım ve gördüğüm hastalara baktığımda botoksun en kolay ulaşılabilir güzeliği sağladığını görüyorum. Çünkü botoksta aslında hiçbir şeyi değiştirmiyoruz, yüzün doğal şeklini bozmuyoruz. Aynı kalıyorsunuz ama daha genç görünüyorsunuz. Önemli olan botoksun doğru uygulanması. Cildin esnekliğini korumak gerekiyor. Fazla uygulatıp cildi gereğinden fazla gererseniz o zaman yapay durur. Botoks ile üç ay sonra eski halinize dönersiniz. Doğru ellerde botoks sadece kırışıklıkların arasını açmak için kullanılır, yoksa bir mimiği değiştirmek için değil.

Hamilelikte Cilt Bakımı

Hamilelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında, annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor. Hamilelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma, elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür. Özellikle göğüsler, karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir.

Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız, hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur.

Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak, hafif yağlı bir sabun ve on beş günde bir gomaj'la (gomaj, vücut için bir tür keseleme görevini yerine getiren bir kremdir; bu kremi vücuda uyguladıktan sonra masajla oğuşturarak, eski, ölü hücrelerin atılması sağlanır) cildi yumuşatmak gerekir. Arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

Çatlaklara Karşı Uygulanacak Strateji

Çatlaklar alt derinin elastikiyetini ve hormonal dengesini kaybetmesiyle oluşur. Fakat gerçekte henüz hiç kimse çatlak olgusunun gerçek sebebini ve bazı kişilerde niçin oluşmadığını bilmemektedir. İşin ilginç yönlerinden biri de eğer sık hamilelik söz konusu değilse, çatlakların 25 yaşından genç olanlarda daha sık rastlanmasıdır. Ani ve çok kilo almalar, durumu daha da kötüleştirebilir.

Çatlaklara esmer ve kumrallarda daha az rastlanır. Önce kırmızı, daha sonra sedefimsi bir cilt altı yarası oluşumu ile belirginleşen çatlakların özellikle oluştuğu yerler göğüsler, karın bölgesi ve kalçalardır. Çatlakların her ne kadar daha ziyade hamileliğin son üç ayında oluştuğu söylense de, bu ancak kann bölgesi için geçerli olup, ilk haftalardan itibaren büyümeye başlayan göğüsler için değildir.

Tabii ki tüm bunlara karşı önlemler de yok değildir. Mücadeleye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi sonuç alınır. Hamileliğin ilk aylarından itibaren söz konusu vücut bölgelerine çatlak kremlerini tatbik etmeye başlayın. İyice nüfuz ettirecek kadar vakit ayırın ve bunu doğuma kadar sürdürün. Bir tek gün bile atlamayın. Kremden tasarruf etmeyin.

Alt deri lifleri ne kadar yumuşak olursa, o kadar kırılgan olurlar. Bu yüzden fazla ve çabuk kilo almamaya çalışın. Şansınızı daha da arttırmak için üçüncü aydan itibaren, her altı haftada bir vücut masajı yaptırın. Bu hücrelerin daha iyi beslenmesini sağlayıp artıkların atılmasını kolaylaştıracaktır. Yalnız dikkat! Masaj mutlaka elle yapılmalıdır.

Göğüsler

Hormonal etki altında çok hızlı büyüyen göğüslere, biraz can yaksa bile özel göğüs toniği ile hafifçe masaj yapılmalıdır. Toniği genişçe boyun ve omuzlara kadar tatbik edin. Çünkü göğüslerin etrafinı da kuvvetlendirmek gerekir. Daha sonra, dairesel hareketlerle çatlak kremini göğüs başlarına gelmeyecek şekilde uygulayın. Sıkı olmayan fakat sağlam sütyenleri tercih etmelisiniz.

Eğer göğüsleriniz fazla büyürse, sütyeni gece de takmaya devam edin. Ancak göğüslerin büyümesi düzenli olmadığı için önceden sütyen almayın. Bebeği emzirmeyi düşünüyorsanız, son ayda önden fermuarlı veya çıtçıtlı bir sütyen alın.

Hamilelik döneminde cilt çok hassastır. Dolayısıyla tahrişlerden kaçınırı. Doğumdan sonra şişkinliği inmiş olan karın bölgesi, inceltici ve kuvvetlendirici etkilere sahip kremlerle beslenmelidir.

Bu, söz konusu bölgeyi daha kısa zamanda kendine getirecektir. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız aynı bakımı göğüslerinize de göstermelisiniz. Çünkü göğüsler emzirme sırasında süt gelirken devamlı büyür ve küçülürler.

Kaynak: Yaşam Boyu Güzellik, Yaşam Kitapları


Lazer Epilasyon

Lazer nasıl epilasyon yapılır? Neden birden fazla seans gerekmektedir? Tedavi sonrasında iz kalır mı?

Lazer güvenli midir?

Tıbbın önemli teknolojik buluşlarından olan lazer son 30-40 yıldır gelişerek bir çok alanda (göz ameliyatlarından diş dolgusuna kadar) güvenle kullanılmaktadır.Bu kullanım alanlarından bir yenisi de lazer epilasyondur. Doğru vakada doğru lazer ve doz seçilerek güvenli kullanım sağlanır. Lazerin birikici etkisine (Kanser yapıcı) rastlanmamıştır. FDA (Amerikan gıda ve ilaç dairesi) onaylı cihazlar ABD ‘den İngiltere’ye, Avustralya’ya kadar birçok gelişmiş ülkede kullanılmaktadır.

Lazer nasıl epilasyon yapar?

Lazerin epilasyon yapma mekanizması; milisaniyelik atışlarla cilde uygulanan lazer ışını, çevre dokuya zarar vermeden cildi geçerek seçici olarak kıl kökünde yoğunlaşır, burada ısı oluşturur ve kıl kökünü tahrip eder. Birbirini izleyen ortalama 6 seans sonunda uygulama yapılan bölge tüylerden arınır.

Lazerin geleneksel yöntemlere üstünlüğü nedir?

Tüm dünyada yaygın kullanımı ile elde edilen deneyimler, lazerin diğer yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar güçlü olduğunu kanıtlamıştır.

Kalıcı olması, yok denecek kadar az acı oluşturması, kısa sürede büyük alanlarda uygulanabilmesi, özel bakım gerektirmemesi diğer üstün özellikleridir

Lazer epilasyon nasıl uygulanır?

Tedavi edilecek alan temizlenir .Bu bölgeleki uzun kıllar kısaltılır. Lazer enerjisi deriden geçip kıl folikülündeki siyah pigment tarafından emilir. Saniyeden daha kısa sürede uygulama alanındaki kıl kökleri etkisiz hale getirilir. Tedavi edilecek alanın genişliğine bağlı olarak işlem birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Tedaviden sonra, en

fazla iki hafta içinde kıllar kendiliğinden dökülür. İşlemden hemen sonra günlük aktivitelere başlanabilir.

Neden birden fazla seans gerekmektedir?

Vücudumuzdaki kılların, doğum, gelişme ve ölüm gibi farklı yaşam evreleri vardır. Aynı bölgede farklı evredeki kıllar bir arada bulunmaktadır. Kılın lazere en duyarlı olduğu evreyi bulmak için, lazer uygulaması belli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Seans sayısı kişiden kişiye ve aynı kişide farklı bölgelerde değişmekle birlikte ortalama 6 seans sorunu çözümlemeye yeterlidir. Yüz bölgesinde bu sayı 10-15 seansa kadar çıkabilir.

Seans aralıkları nasıl olmalıdır?

Seans araları da kişiye ve uygulama yapılan bölgeye göre değişir. Ortalama olarak yüz bölgesinde 4 hafta, diğer bölgelerde 6-8 haftaya kadar uzayabilir.

Yaz aylarında uygulama yapılır mı?

Bronzlaşmamak şartı ile her mevsimde uygulanabilir. Yüksek faktörlü güneş koruyucuları kullanılarak yaz aylarında uygulama yapılabilir. Tedavi öncesi bronz olunmaması şarttır.

Tedavi sonrasında iz kalır mı?

Lazer epilasyon uygulaması sonucu ciltte kızarıklık görülmesi beklenen bir durumdur. Normalde uygulamayı takip eden birkaç saat ila birkaç gün içerisinde tamamen kaybolur. Hemen epilasyonun ardından ya da öncesinde kişinin güneşlenmesi veya solaryuma girmesi, kalıtımsal pigmentasyon problemi bulunması gibi özel durumlarda ciltte açık veya koyu renklenmeler görülebilir.

Nadiren su toplaması ve yanık oluşabilir. Genel olarak bu durumlar geçicidir ve zaman içerisinde geride hiçbir iz bırakmadan kaybolur.

Günlük Cilt Bakımı

Cilt bakımı için ilk önce cildinizi tanımalısınız. Hangi cilt tipine sahip olduğunuzu bilmek için yüzünüzü makyajdan önce veya makyajınızı temizledikten üç dört saat sonra incelemelisiniz.

Günlük Cilt Bakımında

1. Cilt tipine uygun ürünleri seçmek önemlidir.

2. Çevreden biriken kirlerin, ter yağ gibi kişisel salgılarımızın ve dökülmekte olan ölü cilt hücrelerimizin temizlenmesi ikinci adimdir.

3. En hafif temizlemeyle bile bozulabilen cildin üst tabakasındaki doğal nemlendirme sistemlerinin nemlendiricilerle takviye edilmesi. Genel kural olarak da nemlendiricilerin yüz ve vücut halen nemliyken kullanılması vücuttaki nemi hapsetmektedir.

4. UV ışınlarının verdiği hasarı önlemek için güneşten koruyucu kullanmak.

5. Normal cildin bilhassa foto yaslanma ve hasarı için tedavi edici ürünlerin kullanılması uygundur.

Yağlı cilt parlaktır ve çoğunlukla cilt gözenekleri açıktır. Yumuşak bir kağıt mendil ile silindiğinde mendilin üzerinde lekeler kalır. Yağlı cilt hasta cilt olarak kabul edilir. Sivilce çıkması için müsait bir ortam meydana getirir. Çabuk kirlenir. Gündüzleri korunması ve bakımının yapılması gerekir, geceleri ise hava ile temas edebilmesi için açık bırakılması yani temizlendikten sonra yatılması gerekir.

Yağlı cildin günlük temizliği su ve sabunla yapılabilir. Fakat kükürtlü sabun kullanmakta fayda vardır.

Kuru cilt gergin, ince ve saydamdır. Hatta bazen bakıldığında kılcal damarlar cildin altından görünür.Bazen pul pul soyulur. Kağıt mendil ile silindiğinde kağıdı lekelemez.

Kuru ciltlerin özel bir bakıma ihtiyacı vardır. Sıcak suyla, kireçli suyla ve sabunla temizlenmemelidir. Sabun yerine cildinizi bir temizleme kremi ile temizleyin. Bu kremlerin bazıları cildi sabundan daha iyi temizler. Akşamları cildinizi bademyağı veya yağlı bir kremle nemlendirip kalan fazla yağları kağıt mendil ile silebilirsiniz.

Karma cilt tipinde genellikle yanaklar kuru, burun, çene, alın yağlıdır. Bu tip ciltler en çok rastlanan cilt tipidir ve bakımı diğer cilt tiplerine göre biraz daha zordur. Çünkü, yağlı olan kısımların bakımı yağlı cilt tipinin bakımı gibi, kuru olan kısımların bakımı ise kuru cilt tipinin bakımı gibi yapılmalıdır.

24 Ayar Altınla Cilt Bakımı

Angelina Jolie'nin de tercih ettiği altın maske kaç para?

Hollywood yıldızlarının başlattığı güzellik trendlerine 24 ayarla altın bakımı da eklendi.Tüm dünya altınla güzelleşmenin mümkün olduğunu Jennifer Lopez’le duymuştu. Özellikle ABD Ve Japonya’da ilgi görüyor.

Jennifer Lopezin yanı sıra Angelina Jolie, Cameron Diaz gibi Hollywood yıldızlarının her ay düzenli olarak yaptırdığı altın maskesi pahalı olmasına rağmen genç kalmak isteyen kadınlar tarafından rağbet görüyor. Geçtiğimiz aylarda ülkemize gelen bu yönteme, başvurduğunu açıklayan ilk isim ise güzel manken Tülin Şahin oldu.

Ancak Tülin, altın bakımıyla güzelleşen tek isim değildi.Sosyetikler arasında büyük ilgi gören bu bakım trendinin en sıkı takipçilerinden biri Derin Mermerci.24 ayar altın bakımı; altın yaprakları ve jojoba yağının da bulunduğu birçok bitkinin cilde sürülmesiyle yapılıyor.

Uzmanlar 24 ayar altından yapılan maskenin cilde nem depoladığını, ince çizgi ve kırışıklıkları azalttığını söylüyor. Kolajen azalmalarını ve elastin bozulmasını yavaşlatan altın cildi sıkılaştırıyor.

80 DAKİKASI 260 $

Özellikle ABD ve Japonya'da ilgi gören bu maskeyi yaptırmanın 80 dakikalık bedeli ise 260 dolar. Angelina Jolie, Cameron Diaz gibi Hollywood yıldızlarının her ay düzenli olarak yaptırdığı altın maskesi pahalı olmasına rağmen genç kalmak isteyen kadınlar tarafından rağbet görüyor.

Sac Kırılması

Kırıklar,saçınızın üst derisi aşınınca ortaya çıkar. Miktarı ne olursa olsun, kendini yenilemez. Yapmanız gereken tek şey saçlarınızı dize getirmek veya kestirerek bir sonraki seferde daha iyi olacağına söz vermektir.

Nedense fön ve gündelik kullanılan saç kurutma makinesi katliamı gibi kırıklara neden olan alışkanlıklarından vazgeçmez.O zaman daha çok çaba göstermeli ve onlarla yaşamaya çabalamalıyız. Bunun için ne yapmalı mıyız? İşte uzmanlardan tavsiyeler:

Kırıkları Nasıl Önleyebilirsiniz:

• Saçlar ıslakken daha narin ve hassas olduğu için taramayın.

• Geniş dişli tarak kullanın.

• Üstten saç uçlarına doğru yumuşak kıllı tarakla tarayın.

• Kurutma makinelerinin ve ütünün şiddetli sıcaklığı da kırıklara neden olan etkenlerdendir.

• İpek ve saten yastık kullanın.Çünkü bu yastıklar saç düğümlenmesini ve kırılmasını azaltır.

• Saçınızı açtıracak veya boyatacaksanız dikkatli olmalısınız çünkü her türlü kimyasal maddeler saçınızı güçsüzleştirir ve kırılmaya eğilim yaratır.

• Perma ve boyama gibi kimyasal uygulamalar arasından en az iki hafta geçmelidir.Diğer türlü saçlarınız çok yıpranabilir.

New York''un saç stilisti Les Havert, saç besleyicisini uygulamanızı ve plastik bir şapkayla saçınızı sarmanızı (nemli ve sıcak havlu da olabilir) ve on dakika bekletmenizi daha sonra da buzlu ve limonlu suyla yıkamanızı öneriyor.

Mamsey Brown stilisti Lacey Dagenois,her altı veya sekiz ayda bir saçların uçlarından alınmasını öneriyor ve ekliyor. Saçlarınızın uzamasını istiyorsanız kırıklarınızı aldırmalısınız.

Özel bakım ürünlerine tonlarca para harcamanıza gerek yok, evinizde hazırlayacağınız karışımlarla da saçlarınıza bakım yapabilirsiniz. Bu konuda aktarlarda satılan doğal ürünler en byük yardımcınız olacak. İşte size çok sık rastlanan saç problemleri ve bu problemlerin mutfağınızdan geçen çözüm yollarıSaçlarınızın beyazlamasını geciktirmek ve güçlendirmek için, bir avuç sarmaşık yapraklarını1 litre suda 10 dakika kaynatın.

Saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra bu su ile durulayın. Eğer saçlarınıza röfleli bir görüntü kazandırmak istiyorsanız sarmaşık yapraklarını sıcak suyun içine 1 demet maydanoz atarak kaynatın ve saçınızı bu su ile durulayın. Güçlü ve parlak saçlara sahip olmak istiyorsanız, saçınızı zeytinyağı ile tarayın ve diplere işlemesi için başınıza bir havlu sarıp bir iki saat bekleyin. Daha sonra Saçınızı uygun bir şampuanla yıkayın.

Saç diplerindeki kaşıntı için

Bir su bardağı elma sirkesini ocakta kaynama derecesine gelene kadar ısıtın ve kaynamadan ocaktan alın. Bir avuç çok ince kıyılmış ısırgan otunun üzerine döküp soğuyuncaya kadar demlenmeye bırakın ve süzün. Pamuk veya sünger yardımı ile saç diplerinize iyice masaj yaparak yedirin. Bir saat bekledikten sonra saçlarınızı şampuanlamadan durulayın.

Kepek sorununu çözün

Saçlarınızın kolay taranması ve elektriklenmemesi için spreyli bir şişenin içine az miktarda saç kremi koyup biraz su ile sulandırın ve saçlarınıza sıkın. Saçlarınızın çok kolay tarandığını ve elektriklenmediğini göreceksiniz. Kepeksiz ve pırıl pırıl saçlar için bir kaşık balı yarım çay bardağı suyun içinde erittikten sonra saç diplerinize parmaklarınızla bu su ile masaj yapın ve saçlarınızı durulayın. Ve saçlarınızı fırçalayın.

Dökülmesinler

Mevsim değişikliğinde saçlarınızın dökülmesini engellemek için tavsiyelerimize mutlaka göz atın.

Saç dökülmesi için

Saçlarınız tutam tutam dökülüyorsa bunun için; bir tutam şerbetçi otu kozalağı, bir tutam devetabanı yaprağı, bir tutam meşe kabuğu ve bir yemek kaşığı naneyi bir tencereye koyup üzerine 1 litre kaynar su ekleyerek yaklaşık 1 saat demlenmeye bırakın ve süzün. Daha sonra saç diplerinize pamuk yardımı ile bu karışımı iyice yedirin ve saçlarınızı bir havlu ile sarıp yaklaşık 20 dakika kadar bekleyin. Kalan karışımla saçlarınızı yıkayıp kendiliğinden kurumaya bırakarak saç bakımınızı tamamlayın.

Saçların uzaması için

10 damla limon suyu ile beş yemek kaşığı havuç suyunu karıştırıp için. (Bunu en az haftada iki kez yapın) Saç dökülmesine ve saçların uzamasında oldukça faydalıdır. Ayrıca havuçtan bol miktarda yararlanın çünkü havuç birçok saç sorununa bire birdir.

Muzlu-Ballı maske

Saçlarınızda doğal bir parlaklık için...

* 1 adet organik muz

* 2 kaşık doğal yoğurt

* 2 çay kaşığı saf zeytinyağı

* 1 çay kaşığı organik bal

* 2 tatlı kaşığı tam yağlı süt

* 4 damla tatlı badem yağı (ya da bulabilirseniz ylang ylang yağı)

Hazırlanışı ve uygulama

Tüm malzemeleri blenderden geçirin ve kalın bir sıvı haline gelmesini sağlayın. Saçlarınızı yıkayın ve havluyla kurutun. Ardından maskeyi bir tarak ya da boya fırçası yardımıyla kökten uca tüm saçlarınıza yedirin. Başınızı folyoyla sararak ya da bir bone geçirerek 1 saat bu halde bekleyin ve daha sonra yıkayın.

Boyalı Sacların Bakımı

Hayatının bir döneminde saçını boyamayan hemen hemen yok gibi... Oysa iş sadece boya yapmakla kalmıyor, sonrasında boyalı saça gerekli özeni göstermek gerekiyor. İşte boyalı saçların bakımıyla ilgili başlıca soruların yanıtları...

1. Boyanırken saç temiz mi yoksa kirli mi olmalı?
Saçınızın temiz ya da kirli olması farketmez. Her iki durumda da iyi sonuç alabilirsiniz. Ancak boya yapmadan önce saçınızda jöle, biryantin, sprey, köpük gibi saç şekillendiricileri varsa fırça yardımıyla temizlemelisiniz. Çünkü şekillendiriciler saça yeterli miktarda boyanın nüfuz etmesini engeller. Boyanın kalıcılığı kısa süreli olur.

2. Saç boyası saçı döker mi?
Boya, saçı dökmez. Mevsim değişikliği, fizyolojik rahatsızlıklar, düzensiz beslenme gibi koşullar saçın dökülmesine neden olur.

3. Cilde bulaşan boyalar nasıl temizlenir?
Saç boyasını uygulamaya başlamadan önce saç diplerine nemlendirici krem uygulanabilir. Bekleme süresi sonunda saçlar yıkanmadan önce veya yıkandıktan sonra nemli bir pamukla boyanın ciltten temizlenmesi kolaylaşır. Nemlendirici krem uygulaması unutulursa, sabunlu bir bez ya da pamuklu yardımı ile boya temizlenebilir.

4. Kaş ve kirpik boyanabilir mi?
Kaş ve kirpikler hiçbir boya ile boyanmaz. Eğer kaşlarınızı boyamak istiyorsanız, özel olarak hazırlanmış kaş- kirpik boyalarını kullanın.

5. Boya ne kadar zamanda uygulanmalı?
Saç, ayda yaklaşık 1 cm uzar. 4 ila 5 hafta ara ile saç diplerini boyamak ve saç uçlarına rötuş yapmak gerekir.

6. Kına olanlar boya yapabilir mi?
Kına saçı kaplar ve saç üzerinde bir tabaka oluşturur. Kınayı saçtan çıkarmak ise mümkün değildir. Bu nedenle saçınızda kına varsa saç boyası kullanmayın.

7. Saç renginin daha belirgin olması için saç boyasından fazla oksidasyon kremi kullanılırsa ne olur?
Boya kutusunun içindeki reçetede yazılan miktar ve oranlar en sağlıklı sonucu almak için idealdir. Bu nedenle farklı bir karışım tavsiye edilmez.

8. Renk seçerken nelere dikkat etmeli?,
Saçı renklendirmeden önce istenen sonuca ulaşmak için elde edilmek istenen rengin çok iyi saptanması gerekir. Renk saptaması yaparken daha önce boyanmamış saçlar için; saçlarda beyaz yoksa veya azsa, doğal renginden bir ton açık renk seçilmelidir. Daha önce boyanmış saçlar aynı renge veya koyu renge boyanabilir. Ancak boyalı saçları olduğundan daha açık renge boyamadan önce dekolore (saçın rengini açma) işleminin uygulanması gerekir. Bu şekilde arzulanan saç elde edilmiş olunur.



zayıflama ilaçlarıyla ilgili bilmek istedikleriniz, zayıflama ilaçları nelerdir.Bu ilaçları kullanarak nasıl zayıflanır.

Zayıflama ilaçlarını bizler genelde kilo vermek için mümkün olan en çabuk ve en kolay yol olduğunu düşünürüz. Bu sayede büyüklüğü yüzlerce milyarlar doları bulan bir sektörgelişmiştir: zayıflama ilaçları ve diyet yiyecekleri sektörü. Ancak bizlere sunulanbu ürünler işe yarıyor mu ve daha da önemlisi bu ürünler sağlığımıza zararverebilir mi ? Halen zayıflamak için diyet yapanlara yardımcı olmak amacı ilekullanılan 5-6 tane popüler ilaç bulunmaktadır. Bunların yanı sıra yiyecek gibiveya yiyecek yerine tüketilerek zayıflatacağı söylenen çok sayıda ürünbulunmaktadır. Kilo fazlası olanların bir kısmı zayıflama ürünlerinikullanırken, çoğunluk kendince bazı yöntemler denemekte ve çok azı zayıflama ilaç kullanmaktadır.

Şişmanlık (obezite) kronik bir hastalık olarak kabul edilebilir ve diğer kronikhastalıklar gibi dereceleri vardır. Obesitenin derecesi de Vücut Kitle İndeksi(VKİ) ile hesaplanır (hesaplamak için tıklayın).

Sonuçta çıkan VKİ sayınız ne kadar yüksek ise şişmanlığa bağlı gelişebilecek birhastalığa yakalanma şansınız o kadar fazladır.

VKİ değeri 30 veya üzerinde çıkanlar, zayıflama ilacı kullanma gereksinimi olankişilerdir denilebilir. Veya VKİ sayınız 27 ve üzerinde ise ve şişmanlıklailişkili olabilecek bir hastalığınız varsa (şeker hastalığı, hipertansiyongibi) yine zayıflama ilaçları kullanmanız gerekebilir.

Zayıflama ilaçları arasında en çok kullanılanlar Reductil(=Meridia) ve Xenical(=Orlistat) dir. Her iki ilacın da etki mekanizmaları son derece farklıdır veher biri beraberinde yan etkilerle gelmektedir. Her iki ilaç da zayıflamayayardımcı olabilecek etkilere sahiptirler, ancak her ikisi de aradığımız SİHİRLİHAPLAR DEĞİLLERDİR.

Reductil
Reductil iştah kesici bir zayıflama ilacı değildir, ancak beyinde bulunan iştah kontrol merkezleriüzerinde etisi vardır. Beyne etkisi diğer birçok antidepresan (depresyonuortadan kaldırıcı) ilaçlar gibidir.
Reductil, kişide kontrol duygusu oluşmasına neden olur. Konunun otörlerireductil in özellikle sürekli açlık hisseden ve yiyecek düşünmekten kendini alıkoyamayanlar için ideal olduğunu bir zayıflama ilacı belirtiyorlar. İlacı üreten firmaya göreilacın kullanılmaya başlandığı ilk ay sonunda en az 2-2.5 kg kilo kaybıbeklenebilir.
Reducti in yan etkileri genellikle hafiftir ve ağız kuruluğu, kabızlık,uykusuzluk ve baş ağrısı yapabilir. Bazılarında reductil alımı ile birliktetehlikeli derecede tansiyon artışı saptanmıştır, bu nedenle ilk bir kaç aytansiyonunuzun kontrolü gerekebilir.
Tansiyon problemi olan kişilerin reductil alması zararlı olabilir,denilmektedir. Ayrıca 16 yaşın altındaki çocuklar, antidepresan ilaçkullananlar ve migren ilacı alanların da reductil almaması önerilmektedir.

Xenical (Orlistat)
Orlistat, yiyeceklerle alınan yağların üçte birinin barsaklar tarafındanemilmesini engellemektedir. Emilmeyen üçte iki yağ barsaklar tarafından dışkıile atılmaktadır.
Orlistatın hoş olmayan yan etkileri gaz oluşumunun artışı, sık dışkılama, ishalve yağlı dışkıdır. Yine uzmanlara göre, bu yan etkiler zaman içerisindeazalmaktadır, ancak zaman içerisinde fazlaca yağ yenilen herhangi bir durumdayan etkiler tekrarartabilir.
Üretici firma, az kalorili diyete devam eden ve orlistat kullanan kişilerin biryılda ortalama olarak 6.5-7 kg zayıfladıkalrını oysa sadece düşük kalorilidiyetle beslenenlerin ortalama bir yılda 2.5-3 kg zayıfladıklarını iddiaetmektedir.
yağların üçte bir emilmeden atılacağından, bu ilacı kullananların ilave olarakyağda çözünen vitaminleri (A, D, E ve K vitaminleri ve beta karoten) almalarıönerilmektedir.
Spastik kolon (irirtabıl barsak sendromu) gibi sindirim problemleri olanlarınorlistat kullanmamaları önerilebilir.

Bu ilaçlar aradığımız kolay ve çabuk çözümler mi ?

Bazı uzmanlar diyet haplarının yeterince çabuk ve kolay çözümler olduğunu vezayıflamak isteyenlerin mucize beklentisi içerisinde bulunmamaları gerektiğinisöylüyorlar.

Farklı düşüncede olan bazı uzmanlarsa tüm bu ilaçların az miktarda etkiye sahipolduğunu ve en iyi çalışma sonuçlarına göre bile bu ilaçlarla ancak kilonuzun%10 unu verebileceğinizin saptandığını belirtiyorlar; ayrıca bu ilaçlarınkullanımına son verildiğinde tekrar kilo almaya başlayabilirsiniz diyeekliyorlar.

Ve unutulmaması gereken bir nokta bir ilaç alıyorsanız az veya çok yanetkisinin de olacağını uznutmayın ve daima dikkatli olun.

Ancak tüm uzmanların birleştikleri bir ortak nokta var: zayıflama ilaçlarıkişinin hayat tarzlarını değiştirme isteklerine ne kadar çok katkısağlayabiliyorsalar o kadar iyidirler. İlaçlar kilo vermenizi daha kolay vekontrol edilebilir bir hale getirebilirler, ancak en iyi ilaç bile sadece vesadece sizin kilo verme girişimlerinize yardımcı olabilir, siz çaba harcamadıkça zayıflama ilaçları tek başlarına sizi zayıflatamazlar.

Fazla kilolarından ve selülitlerinden kurtulmak; cilt kırışıklıklarını engellemek ve daha güzel görünmek için doğal ve bitkisel yöntemleri tercih edenler, ciltlerini kozmetik ürünlerin içerdiği zararlı kimyasallardan da korumuş oluyorlar.

Hızla geçip giden zamanın etkilerini en aza indirerek, güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olmak isteyen bayanların, doğal ve bitkisel güzellik ürünlerine ilgisi her geçen gün artıyor. Kozmetik ürünlerin, cep yakan fiyatları ve kimyasal karışım içeriklerinin beklenmeyen yan etkiler ortaya çıkarması gibi faktörler de, doğal güzellik yöntemlerinin popülaritesini artırıyor.

Pürüzsüz bir cilde sahip olmak isteyen kadınların ilgisinden, bitkisel ilaçlar satan aktarlar da nasibini alıyor. Bitkisel ve doğal ürünler, selülitten zayıflamaya, cilt kırışıklıklarından saç dökülmesine kadar bir- çok sorunun çözümünü kolaylaştırıyor. Güzelliği etkileyen önemli faktörlerden birini de beslenme alışkanlıkları oluşturuyor. Çünkü, vücudumuzun her bölgesinin farklı vitamin ve minerallere ihtiyacı oluyor.

FAZLA KİLOLARA BİTKİSEL ÇÖZÜM

Bitkisel yöntemler, kadınların başta gelen sorunlarından olan fazla kilolardan kurtulmanın en ekonomik ve sağlıklı yollarından biri. Papatya, mersin yaprağı, sinameki, defne yaprağı, biberiye ve funda yaprağından elde edilen özel zayıflama macunları ile birkaç ay içinde zayıflamak mümkün. Bu karışım, vücudun protein dengesini koruyarak, aşırı kiloların verilmesini sağlıyor. Kadınların bir diğer derdi selülitle başa çıkmanın en pratik yolunu da doğal yöntemler oluşturuyor. Zambak, yasemin, nane, anason, lavanta, limon, jojoba, rezene, biberiye, keten, ardıç, buğday, susam ve portakal karışımından elde edilen macunla selülitlerinizden kurtulabilirsiniz.

Sağlıklı beslenerek güzelleşin

Sağlığınız için balık, yumurta, et ve peynir gibi proteinli besinleri tüketin. Pürüzsüz ve lekesiz bir cilt için kahvaltıda bir bardak taze portakal ya da greyfurt suyu için. Dişlerinizin çürümesini engellemek için şekerli yiyceklerden uzak durun. Havuç, kereviz, fındık, fıstık, peynir yemeye özen gösterin. En önemlisi bu yiyecekleri kilo almak için değil, daha güzel ve sağlıklı olmak için tüketin.

Güzelleşmek için sağlığınızı riske atmayın

Makyajda aşırıya kaçtığınızda, kozmetik ürünlerde bulunan 800 den fazla zararlı kimyasal maddeye maruz kalabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. ABD Ulusal Mesleki Güvenlik ve Sağlık Enstitüsü, kozmetik ürünlerde kullanılan 2 bin 983 kimyasal üzerinde yaptığı araştırmada, bunların 884 ünün zehirli madde içerdiğini belirledi. Aynı araştırma, bu maddelerden 774 nün yüksek derecede zehirlenmelere, 146 sının tümörlere, 218 inin üreme bozukluğuna, 314 ünün biyolojik mutasyona ve 376 sının ise deri ve göz rahatsızlıklarına neden olduğunu da ortaya koydu. Sözkonusu araştırmaya göre kozmetikler, kansere, alerjik reaksiyonlara ve doğum kusurlarına da neden olabiliyor. Bütün bu risklerden arınmanın en kolay yolu ise, güzelleşmenin doğal ve bitkisel yöntemlerine başvurmak.

DEPRESYONA KARŞI BİR FİNCAN KANTARON

Antik çağlardan beri yara, yanık gibi deri lezyonlarında, mide ve bağırsak hastalıklarının tedavisinde etkin olarak kullanılan kantaron otundan, son yıllarda antidepresan özelliği nedeniyle orta ve hafif şiddetli depresyonların tedavisinde de yararlanıldığı bildirildi. Eski çağlardan beri şeker, kronik romatizma, mide-bağırsak, bronşit hastalıkları ve soğuk algınlıklarının tedavisinde kullanılan otun, "parazit düşürücü , antiseptik ve yara iyileştirici etkisinin bulunduğunu söyleyen Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Kaçar, otun içeriğindeki "Hypericin adlı maddenin, antidepresan özelliğinin bulunduğunu anlattı.

Avrupa da son yıllarda hafif ve orta şiddetli depresyonların, stres, uykusuzluk, anksiyete gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen rahatsızlıkların tedavisinde başarıyla kullanıldığını dile getiren Dr. Kaçar, bitkinin mutluluk hormonu olarak adlandırılan "seratonin in yanısıra vücudun kendini iyi hissetmesi için gerekli olan "dopamin ve "norepineprin" hormonlarının salgılanmasını da yan etkisiz olarak teşvik ettiğine dikkati çekti. Kantaron otunun genellikle çay olarak tüketildiğini söyleyen Dr. Kaçar, günlük bir fincan tüketilmesinin yeterli olduğunu, aşırı içilmesi halinde özellikle açık tenli kişilerde ışığa karşı duyarlılık, ciltte kızarıklık, döküntü gibi yan etkilerin olabileceği ikazında bulundu.

Akapuntur ve Zayıflama

Obesite(şişmanlık) bir hastalık olduğu için,bir diyet uygulayıverip

bırakmakla ortadan kaldırılamaz.Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir

yaşam şekli gerektirir.

Obesite''ninde şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi,yaşam boyu

takip edilmesi gerekir.

Akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır.

Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile

mümkün olduğuna göre,bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında,

akupunktur hastaya büyük kolaylıklar sağlar.

1-İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldır.

2-Mide asiditesi kontrol altına alınarak,mide kazın-

ması,yanması,gibi sorunlar engellenir.

3-Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek

halsizlik önlenir.

4-Metabolizma hızını düzenler.akupunktur''la tedavi gören hasta,kendi

kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.

5-Akupunktur tedavisi sırasında vücutta SEROTONİN,ENDORFİN

seviyeleri artmaktadır.

Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir,sedasyon sağlar.Böylece

diyet yapan kişi,eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı

huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.

30-40 kg fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet

yapmaları gerekir.Ancak,çoğu insan da böyle bir sabır olmadığı için ,

her pazartesi başlanan diyetler,her cumartesi sona erer.Böylece sık sık

yapılan diyet denemeleri sonucu

her geçen gün kilo vermek daha zorlaşır.

İşte bu hastalarda Akupunktur inanılmaz inanılmaz başarılar sağlar

ve 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir.

Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni,akupunktur''un

yarattığı Sedatif ve Trankilizan etkiden dolayıdır.Ayrıca hasta kilolarının

eridiğini gördükçe daha çok motive olup bu işe dört elle sarılmaktadır.

Kalıcı Makyaj

yakın tarihte yapılan kazılarda, m.ö.2000 senelerine ilişkin bazı mumyalarda hala belirgin olan ve ingilizce "skin art" yani cilt sanatı tabir edilen kalıcı makyaj izlerine rastlanmıştır. o çağda bu işlemlerin kurum, barut gibi renklendirici maddeler kullanılarak; sivrileştirilmiş taşlar ve diğer bazı ilkel aletler yardımıyla yapıldığı tahmin ediliyor.
günümüz teknoloji ve bilgi düzeyi, kalıcı makyajın bundan böyle tamamen steril ortamlarda, çok daha zararsız ve ağrısız olarak uygulanmasına müsait.

zamanın giderek daha değerli hale geldiği şehir hayatının ritminde, her an bakımlı ve hoş görünmek herhalde çok rahat ve pratik olsa gerek diyorsanız...


kalıcı makyaj nedir?

kalıcı makyaj veya daha doğru ismiyle "mikro-pigment uygulaması" mikro, steril ve bir sefer kullanımlık bir iğne ile doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin derhal altına aşılanması işlemidir. bu alerjik olmayan renkler bilhassa yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermez. kalıcı makyajın dövme ile karıştırılmaması gerekmektedir ama tıpkı biçimde uzun yıllar ciltte kalarak doğal görünümünü korur.
daha çok kozmetik-dövme sayılabilecek bu işlem sayesinde kaş, göz çizgisi veya dudaklarda doğal cilt renginizle uyumlu tesirler yaratılabileceği gibi bazı küçük kusurlar kapatılabilir veya biçim bozuklukları giderilebilir. böylece daha düzgün, bakımlı ve genç bir görünüm kazanmak işten bile değildir!

bu uygulamayı mankenler, aktörler, aktrisler ve gösteri işinde çalışan bir çok tanınmış görünümlerini belirginleştirmek için kullanmıştır. elde edilen estetik değerin dışında; bu yöntemle stres, vakit ve para anlamında kazanılanlar göz önüne alındığında, bu metoda neden "geleceğin makyajı" adının verildiği olabildiğince açık!


kalıcı makyaj kimlere öneri edilir?

kalıcı makyaj parlak ve yüzeysel görünen normal makyaja oranla daha doğal görünür. bunun yanı sıra makyajı tazeleme, yenileme, ekleme gibi sıkıntılar ortadan kalktığı gibi vakit ve para tasarrufu da temin eder. dolayısıyla derhal herkese ideal olmasına karşın, bilhassa bu yöntemi kullanması öneri edilenler aşağıda liste durumunda verilmiştir:

- vakti kısıtlı, çalışan kadınlar,
- seyrek, çok açık renk ya da yarım kaşları olan kadınlar,
- duyarlı gözleri olan kadınlar,
- seyrek kirpikleri olan kadınlar,
- lens kullanan kadınlar,
- göz bozukluğu olan kadınlar,
- kozmetik ürünlerine alerjisi olan kadınlar,
- artrit hastalığı veya titreyen elleri olan kadınlar,
- genellikle stresli veya ağır işleri olan kadınlar,
- atletler, sporcular,
- profesyonel yaşamda devamlı iyi görünmek zorunda olanlar,
- hastalık, kemo-terapi gibi tedavilerden problemleri olan kadınlar,
- yüzlerinde bulunmakta olan asimetrik hatlardan kurtulmak isteyenler,
- dağılmayan makyajın avantajını kullanmak isteyen kadınlar.


kalıcı makyaj nasıl yapılır?

çoğu kişi uygulama anını hafif bir batma hissi olarak tarif eder. kişinin ağrı duyarlılığı ve uygulayıcının el hafifliğine göre değişiklikler gösterecek minimum bir rahatsızlık söz konusudur. bölgede oluşabilecek rahatsızlıkları en aza yüklemek ve bölgeyi uyuşturmak için yüzeysel anestezi ve yağlar kullanılabileceği gibi, bir hekim ya da dişçi gözetiminde lokal anestezi de yapılabilir. işlemin uzunluğu kişinin hassasiyetine, cilt nemine, yoğunluğuna, elastikiyetine ve cildin genel haline göre değişebilir. ortalama müddet 2-3 saat kadardır.

bir set mikro steril iğne, kalıcı renk karışımına batırılarak kişinin istekleri doğrultusunda cilde uygulanır. taze renk, iğneler vasıtasıyla cildin üst tabakasına zerk edilir. dövme uygulamasının aksine, cilt hafifçe kaldırılarak renk uygulandığından, daha ağrısız gerçekleşir. yine tıpkı nedenle ciltteki travma da çok daha çabuk iyileşir. uygulama sonrasında çoğu kişi normal yaşama hemen devam edebilir.

uygulamanın tam anlamıyla kalıcı olması bazı şeylere dikkat edilmesini gerektirir. güneşin uv ışınlarına fazla maruz kalmak ya da solaryum seansları, cildin fazla kuru olması, bazı uyuşturucular ve sigara kalıcılığı negatif yönde etkileyen faktörlerdir. alfa- hidroksi, retin-a ve glikolik asit, kalıcı makyaj uygulanan bölgelerden uzak tutulması gereken maddelerdir. aksi halde etki azalabileceğinden belli sürelerde ekstra bakım gerekebilir. göz kapaklarına güneş korumalı krem kullanmak, eye-liner uygulanmış gözlerde güneş gözlüğü takmak, dudaklara koruyucu sürmek gibi bazı tedbirler makyajın kalıcılığını artıracaktır.


kalıcı makyaj güvenli midir?

gereken itina gösterilir ve temizliğe önem verilirse güvenlidir. kullanılan pigmentlerin (renklerin) tamamı doğaldır. kullanılan malzemenin bir sefer kullanımlık steril malzemeler olması gerekmektedir. böylece ortamdan gelişi güzel bir hastalığın bulaşma riski sıfırlanır.

kalıcı makyaj yaptırmadan önce, cilt renginin alt tonlarındaki değişiklikleri ortaya çıkaracak olan bir test tatbik edilebilir. bu test sayesinde kişinin alerjik olup olmadığı da anlaşılarak gelişi güzel bir alerjik reaksiyon riski elimine edilir. her seansta bir sefer kullanımlık cerrah eldivenleri kullanılmalıdır.

uygulama öncesi bütün temizlik gerekleri yerine getirilmişse riskler derhal hemen sıfırlanmıştır. dikkat edilmesi gerekenler ana başlıklar durumunda şunlardır:

- bütün iğneler, her yeni müşteri için yeni ve steril olmalıdır.

- kullanılacak diğer aksam, ekipman ve malzemenin de steril olması ve hijyen kuralları içerisinde kullanılması şarttır.

- kullanılan cerrahi eldivenin her müşteri için tazelenmesi ve uygulama sırasında lazım görüldüğü zamanlarda değiştirilmesi gerekmektedir.

- teknisyenin temiz, tertipli ve çevre temizlik kural ve şartlarından haberdar olması gereklidir.

- her müşteriye yeni bir çarşaf veya örtü kullanılmalıdır.

- uygulama yapılan oda temiz ve steril olmalıdır.


kalıcı makyajın tesirleri (gözler/kaşlar/dudaklar)

kaş şekillendirme uygulaması...
- uzun bir suratı daha yuvarlak gösterebilir,
- oval bir suratı daha dar gösterebilir,
- birleşik gözleri daha ayrık gösterebilir,
- ayrık gözleri daha yakın gösterebilir,
- biçimli gözlere vurgu verebilir.

kalıcı kaş uygulaması...
- seyrelmiş kaşları gür gösterebilir,
- bozuk kaş biçimi kaş yayı vurgulanarak güzelleştirilebilir,
- kaşların yoğunluğu artırılabilir,
- tıbbi bir nedenle kaşı dökülenlere yeni kaş yapılabilir.

eye-liner uygulaması...
- fazla büyük gözleri normalleştirebilir,
- birleşik gözleri daha ayrık gösterebilir,
- ufak gözleri daha büyük gösterebilir,
- iddiasız gözleri daha egzotik gösterebilir.

dudak şekillendirme uygulaması...
- dudakları daha iyi tanımlayabilir,
- düzensiz dudak çevresini düzeltebilir,
- ruj ve parlatıcının "akmasına" mani olabilir,
- dolgun dudaklar sağlayabilir,
- yara izlerini gizleyebilir.

dudaklara renk ve çevre çizgisi uygulaması...
- dudak biçimini vurgulayabilir veya değiştirebilir.

Parfüm Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler:

-Parfümü vücudunuzun nabız noktalarına sürmelisiniz, örneğin; dirseklerin iç bölümü, boynunuzun arkası, bilekler, dizlerinizin aka kısımları...

-Parfüm sürdüğünüzde bileklerinizi birbirine sürtmeyin...

-Odanın içine biraz parfüm sıkıp yürüyebilirsiniz, koku daha homojen bir şekilde üzerinize siner...

-Bir parfümün diğer ürünlerini de kullanın. Örneğin, duş jeliyle yıkandıktan sonra kremini sürüp spreyini sıkabilirsiniz, en son olarak parfümü kullanın. Bu şekilde üzerinizde daha kalıcı bir koku kalır ve kendinizi daha iyi hissedersiniz...

-Parfümünüzü çok sıcak bri yerde tutmayın ve direk güneş ışığına maruz bırakmayın.

-Parfümünüzün bozulduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz, çünkü bozulduğunda o çok sevdiğiniz kokuyu adeta tanıyamazsınız, ayrıca bozulan ya da bozulma eğilimi gösteren parfümlerin rengi koyulaşır, aklınızda olsun...

-Işık geçirmeyen şişede olan parfümler daha uzun süre dayanırlar... parfümünüz için metal bir kutu yaptırabilirsiniz...

-Bir parfümün üzerinizde nasıl durduğunu sıktıktan en az bir saat sonrasına kadar anlayamazsınız. Bu yüzden parfüm alırken acele karar vermeyin...

-Astım hastaları ve kimyasal maddelere aşırı duyarlılığı olan insanlarda (10'da bir görülür) parfümler başağrısı, mide bulantısı, kaşıntı gibi zararlı etkiler yapabilirler. Bu yüzden herkesin bir alerji testi yaptırması sadece parfüm seçimi için değil kullandığı her ürünü doğru seçmesi için gereklidir.

-Duş almadan kullanılan parfüm hiç istemediğiniz sonuçlar doğurabilir; örneğin spor yaptıktan sonra ter kokusunu kamufle etmek için parfüm kullandığınızda neden kimsenin yanınıza gelmediğini düşünün...

-Belirli bir parfüm onu kullananların hepsinde ayrı ayrı kokabilir. Bir kadında oldukça seksi duran bir parfüm ötekinde ucuz bir kolonya gibi kokabilir. Vücut kimyasıyla parfümün uyuşması çok önemlidir... Mümkünse bir parfümü satın almadan önce onun tester'ını edinin ve bir süre deneyin... Ayrıca teninizde birgün güzel kokmayan parfüm öteki gün gayet iyi durabilir; kadınların vücut kimyası günden güne değişebilir.

-Tek bir parfüm kullanmak gibi bir zorunluluk yoktur; hergün aynı giysilerimizi giymiyoruz öyle değil mi? Bizim önerimiz, özel günler için çok özel bir koku ve sıradan günler için daha ucuz ve fresh bir koku bulundurmanız. Kokular için özel bir zaman, yer ve bir neden vardır...
Unutmayın, nasıl kokuyorsanız akıllarda öyle kalırsınız...

Parfümün Sırrı

İşte size bir soru: Bir parfum kokusu duyduğunuzda aklınızdan ilk geçen, o parfümün markası mıdır, o kokuyu kullandığını bildiğiniz kişi mi? Araştırmalara göre insanların birbirleriyle olan ilşkilerinde, özellikle özel ilişkilerde, farkında olunsa da olunmasa da içgüdüsel olarak ön plandaki duyu koku. Ortada bir neden yokkeb bir insandan neden hoşlandığınızı ya da hoşlanmadığınızı hiç düşündünüz mü?

İlişkilerimizde bu kadar önemli rol oynayan kokuyla ilgili söylenecek çok şey var. Öncelikle hepimizin kendimize özgü bir kokusu olduğunu söyleyelim, bu kokuyu genellikle kendimiz bilmeyiz. Banyo yapmak, dişleri fırçalamak ve deodorant kullanmak gibi genel hijyen koşullarını uygulamaktan ayrı olarak, bir insanın parfüm kullanması için bir çok neden vardır:

-Kutlama yapmak için

-Bir mevsime yada zamana özel kokmak için...

-Duygularınn aynası olarak...

-Yapılan bir aktiviteye uygun olduğu için...

-Görünen imajı kuvvetlendirmek, ya da arzu edilen şekilde imaj yaratmak için...

-Hayal gücünü geliştirmek için....

-Duyuları harekete geçirmek için...

-Dikkat çekmek için...

-Tutkuyu uyandırmak için...

-Hiç bir nedeni yokken...

Yüz gençleştirme

Son zamanlarda estetik cerraahideki müthiş gelişmeler : Yüz gençleştirme (facial rejuvenation) , vücut gençleştirme ve düzeltme (Body Counturing) , cildin soyulması( peeling - Lazer veya Kimyasal ) , saç ekme ile insanları adeta yeni baştan yaratmak mümkün olmaktadır.

Günümüzde giderek hızlanan iş, eş ve aş bulma yarışında gençlik, dinamiklik ve güzellik daha da önem kazanmaktadır. Estetik cerrahi gençleşmek ve güzelleşmek konusunda insanlığa yeni imkanlar sunmakta. Bu imkanlardan yararlanmak isteyenlerin en çok dikkat etmesi gereken konu ise işin uzmanı olan doktoru seçebilmektir. Doktor seçiminde en önemli konu doktorun kariyeri,yeteneği ve tecrübesidir. Doktorunu iyi seçen kişilerin işlerinin iyi gitme şansı yükselecektir.

Son senelerde estetik cerrahideki müthiş gelişmeler yüz germe teriminin yerine yüz geçleştirme (facial rejuvenation) konseptinin yerleşmesine neden olmuştur.

Yüz gençleştirmede ; yüz germe, cildin soyulması (peeling - lazer veya kimyasal -mekanik), Liposuction , Lipofilling , Botox gibi yöntemler birlikte veya gruplar halinde uygulanarak yüzün özel ihtiyaçlarına göre kombine bir işlem ile çok daha mükemmel sonuçlar alınabilir.

Yazın Makyajınız Taze Kalsın

Bulaşmış göz kalemi ve kat kat olmuş far, yazın en büyük problemlerinizden biriyse bu yazımızı okumadan geçmeyin. Bunu önlemek için birkaç öneri...

1.
Mutlaka sıcağa dayanıklı ürünler kullanın. Kalıcı ya da suya dayanıklı rimel kullanabilirsiniz. Likit eyeliner üzerine göz kalemi uygulamayı deneyin. Yazın krem far uygulamanız da daha pratik olacaktır.

2. Sade makyaj uygulayın. Üst göz kapağınıza kalem çekin ya da hafif yapılı bir far uygulayın. Kirpik çizgisinden kaşa kadar far uygulamak sıcakta farın çizgi çizgi olmasına neden olabilir.

3. Alt kirpik çizgisine maskara ya da kalem uygulamaktan çekinin.

4. Göz makyajınızı toz pudra ile sabitleyin. Toz pudra, makyajınızın erimesine neden olan nemi emer.

5. Gözaltı terlemesini özel pudrasız kâğıtlar ile önleyebilirsiniz.

"Her kadın güzeldir yeter ki güzelliğini kullanmayı bilsin" sözü aslında hiç de yalan değildir. Dergilerde gördüğümüz güzel yüzlü kadınların makyajsız hallerini hiç görmediniz mi? Hayır, kesinlikle sizi kandırmıyor, gerçeği söylüyoruz. Siz yeter ki doğru teknikleri kullanmayı bilin...

Güzelliğe doğru yaklaşırken ilk yapmanız gereken doğru ürünleri seçmek. Önemli olan kendinize uygun bir ürünü yine kendinize uygun bir teknikle kullanmak.



Fondöten

Sizin için en uygun olan rengi bulmak için güneşe çıkıp renk tonuna dışarıda bakmanız daha uygun olur. Çünkü karanlık yerlerde fondötenin rengini anlayamayabilir koyu ya da açık bir ton alabilirsiniz.

Fondöten sürerken genelde süngerle sürülmesi tavsiye edilse de parmaklarınızı kullanarak da bu işlemi yapabilirsiniz. Böylece daha az ürün harcamış olursunuz.

Eğer fondöteniniz çok yoğunsa bir nemlendirici ile karıştırabilirsiniz.daha doğal bir görüntü sağlamak için makyaj bazı kullanabilirsiniz.

Pudra

Pudra seçimi yaparken cilt renginize uydurmaya çalışmak yerine şeffaf bir pudra kullanmayı tercih edin. Cildinizin kuru görünmesini istemiyorsanız pudra kullanmamanız tavsiye edilir. Pudrayı her zaman fondöten ve kapatıcıdan sonra kullanın.

Allık

Allık seçiminde göz önünde bulundurmanız gereken en önemli faktör allığın cildiniz kızardığında ya da yandığında aldığı renkten farklı olmamasıdır. Bu genelde pembe veya kırmızı tonlarıdır.

Saçınızda bir şeylerin iyi gitmediğini düşündüğünüz ama ne oldugunu bilemediginiz zamanlar oldu mu?
Bumble and Bumble’dan deneyimli saç uzmanı Damian Santiago’ya sorduk ve o da açıkça nerelerde hata yaptığımızı anlattı. İtiraf edelim, bir süre acı veriyor ama daha sonra bize teşekkür edeceksiniz. İşte Damian’in genel saç hataları listesi.

Gereksiz yere saç kesimi. Hadi kabul edelim, kafamizda durup dururken uzayan, gevşeyen ya da düzensizleşerek ortaya çıkan başka bir şey yok. Onları kırpma eğilimindesinizdir ama kesinlikle kendiniz kesmeyin. “Hepsi duşta düzelir.”diyor Santiago. Eğer bir dus almaya vaktiniz yoksa, saçlarınızı sadece biraz nemlendirin ve biraz şekillendirici krem sürün. Eğer bir kere kesmeye başlarsanız, durmak çok zor ve bir daha şekillendirmek de.

Ürünlerin yanlış kullanılması. Damian buna “ürün suistimali” diyor ve bunun nedeninin genellikle ürün etiketlerinin anlaşılmasinin zor oluşu olduğunu, bu nedenle de yanlış anlamanin zor olmadığını söylüyor. Elektriklenmeyi alma, parlak tutma, ışıldatma gibi vaatlerle tüketiciler sarhoş ediliyor. Yanlış ürün kullanımının sonucu güçsüz, yağlı görünümlü ve yerinde durmayan saçlar olabilir. Bundan kurtulmanın yolu deneme boyu ürünlerden uzak durmak ya da kuaförünüzün tavsiyelerini dinlemek olabilir. Profesyoneller saçlarınıza hangi ürünün uygun olduğunu ve istediğiniz sonuçları elde etmek için ne kullanmanız gerektiğini söyleyebilirler.

Ürünlerde yanlış bir şekilde cömert olmak. Yapışmış, ölü görünümlü saçlara neden olabilecek başka bir ürün kullanım hatası da cok fazla kullanmak. Unutmayın, başka bir şekilde belirtilmedigi takdirde, coğu saç ürünü konsantredir (sampuanlar bile), yani cok küçük bir miktar bile işinizi görebilir. Her zaman biraz daha ekleme şansiniz vardır.

Bölmelere ayırmak. Siz sadece saçlarınızın ön kısmını görüyorsunuz ama bütünü gözden kaçırmamaya çalışın. Çoğumuz yüzümüz çevresindeki saçımızı mükemmel hale getirmek için diğer kısımların aleyhine bile olsa çok zaman harcarızç Eğer bu saçınızın en önem verdiğiniz kısmıysa sorun yok. Damian saç kesimini bitirdikten sonra müşterilerine yanlari ve arkayı göstermeyi istediğinde birçok kişinin “Gerek yok. Hicbir zaman arkaya bakmam.” dediğini söylüyor. Daha fazla söze gerek var mıi?

Yanlışlıkla seçilmiş pratik olmayan bir stil. Saç stiliniz seçmeden önce şunu anlamalısınız: Salondan dışarı çıktığınızda artık bu stili devam ettirip ettirmemek size kalmış. Damian, “İyi bir kuaför önüne koyduğunuz herhangi bir saç stilini size yapabilir.” diyor. “Ama bu sizin için de geçerli mi?” Stilinize karar vermeden önce, saçınızın dokusunu, uzunluğunu ve sağlığını göz önüne alın ve özellikle de günde ne kadar vaktinizi onu şekillendirerek geçirebileceğiniz. “Eğer bu konuda gerçekçi davranmadıysanız, kuaförünüzün esiri olacaksınız demektir.”

Danışma ya da kesime gittiğinizde dinlememek. Daha önce fotoğraflar getirmeniz gerektiğini ve istediğinizi kuaförünüze doğru iletmeniz gerektiğini duydunuz ama aynı zamanda kuaförünüzün söylediklerine de dikkat etmelisiniz. Onun işini en iyi şekilde yapabilmesi için, onun uzmanlığına açık olun. Eğer kuaförünüze güvenmiyorsaniz, baskasını bulun.

Renk seçimini yanlış yapmak. Bütün saç renkleri güzel olsa bile, sizin üzerinizde iyi gitmeyebilirler. Öyle ki, saçınızın rengini değiştirirken ya da gölgelendirirken, hangi tonlarin yüzünüzün rengiyle uyum sağlayacağını da düşünün. Tamamen solgun, canlı ya da yakıcı görünüm arasındaki fark burada gizli olabilir. Kuaförünüze istediğiniz rengin bir fotoğrafını getirin ve gölgelerin tonu, duruşunu ve size nasıl gideceğini tartışın.

Kaşlarınızla saç renginizin uyuşmaması. Kaş rengi saçları tamamladığında en iyi görünümü elde edersiniz ve genel bir kural olarak da, kaşlar saçlarınızın en koyu kısmının renginden 1 ile yarım ton daha açık renk olmalıdır

ŞAMPUANLAR HAKKINDA DOĞRULAR VE YANLIŞLAR
Şampuanlar hakkında en çok bilinen yanlış bol köpüğün saçları daha temiz hale getirdiğidir. Doğru mu? Tam olarak değil. Saçlarınız köpürdükçe temizlendiğini düşündüğünüz için bu sizde rahatlatıcı etki yapabilir. Köpük şampuanda bulunan moleküllerin havayla etkileşimi sonucu oluşan minik kabarcıklardır. Saçlarınızı temizleyen şampuandaki kimyasaldır köpük biraz da işin hilesidir.
"Saçlarınızın daha çok uzamasını sağlayama özelliği doğru mu?" Kısmen doğru.. Saçlarınızı sıkça boyatıyor, jöle ve sprey kullanıp, sık sık şampuanla yıkıyorsanız böyle bir bakım yapmak yararlı olabilir. Ancak haftada bir defadan fazla kullanmayın. Saçlarınızı ve saç derinizi zararlı diğer kozmetiklerden arındırıcı ürünler, üst derinizi koruyarak saçlarınızın sağlıklı büyümesini sağlar..

"Saçları her gün yıkamak sağlıklı ve güvenlidir." Eğer yağlı bir saça sahipseniz hergün sabunlamanız iyi olabilir. Ancak yağlı saçlarda bile panthenol, shea yağı içeren, nemlendirici özellikli hassas formüllerle sunulan şampuanlar tercih edilmeli. Kuru ve kabarık saçlı kişilerin ise daha dikkatli olup saçlarını iki günde bir yıkamaları doğru olur. Ne tür bir saça sahip olduğunuzu belirleyin ve saçınıza zarar veren şampuanlardan uzak durun. Besleyici ve nemlendirici özellikli şampuanları seçin.

"İyi bir sonuç için şampuandan sonra saç kremi gibi düzeltici ürünler kullanın." Bu da yanlış. Kimyagerler her şişenin içine çok fazla şey ekliyor. Şampuanınız bile saçlarınızda biriken saç kremi ya da nemlendiricileri temizleyemez. Koruyucu ve su içeren düzleştirici ürünleri kullanın. Eğer saçlarınız çok yağlıysa kulaklarınızdan itibaren aşağı kadar ince bir tabaka halinde uygulayın.

"Saçlarınız bir süre sonra kullandığınız şampuana alışır. Neden yeni çıkan bir markayı denemeyesiniz?" Bu da yanlış. Saçlar ölür yani hiçbir şeye alışmaz. Ancak bu süreçte yeni formülün saçlarınızı nasıl etkilediğini gözlemleyebilirsiniz. Yani şampuanınızı seviyorsanız, değiştirmek için neden yok.

SAÇ KREMİ NE İŞE YARAR

SAÇ KREMİ NE İŞE YARAR

Saç kremleri, saçın kimyasal yapısını etkileyerek arzu edilen saçın durumunu düzelten ürünlerdir. Saçların şampuanlar ile iyice temizlenmesinden sonra uygulanırlar. Saç kremleri olarak satılan ürünler bir belirsizlik gösterselerse de aslında temel 5 gurupta ele almak gerekir:

Nemlendiriciler, tamir ediciler, asitlendiriciler, dolaşıklık gidericileri, ısı koruyucuları, parlatıcılar.

Bu tür ürünlerin bir çoğu düşük pH veya içerdikleri maddeler dolayısı ile uzman kullanımı gerektirirler ve uzman salon veya enstitülerde kullanılırlar.

Genel anlamda saç kremlerinin kimyasal yapıları şöyledir:

Nemlendiriciler

Bu ürünler içerdikleri humektan maddeler sayesinde nem tutucu olarak işlev görürler. Bu tip ürünlerin protein içermeleri gerekmez.

Tamir ediciler

Bu tip ürünler protein içerirler. Saç proteini olan hidrolize uğramış kertin içerirler. Bu protein düşük molekül ağırlıklıdır. Bu küçük molekül saçın kortks kısmına girebilir. Tamir edicilerin saçı kuvvetlendirmesi beklenir.

Asitlendiriciler

Saç üzerine asitli ortamların uygulanması kütikül tabakaının kapanmasına ve saçta parlak bir görünüme neden olurlar. pH değeri 2.5-3.5 olan ürünler bu amaçla kullanılırlar. Beta durumuna geçmiş hidrojen bağları, tekrar alfa durumuna geçerler. Hidrojen bağları saçların dayanıklılık ve elastisitede de önemlidirler. Eskilerden beri saç yıkanırken son çalkalama suyuna sirke veya diğer asitli maddelerin katılması bu amaçla uygulanmaktadır.

Dolaşıklık gidericiler

Bu amaçla kullanılan ürünlerin çoğu asitlendiriciler de kullanılan maddelere benzerler. Genelde pH’ları 2.5-3.5′dur. Saçların kütikül kısımlarını kapatarak dolaşmaların oluşumuna engel olur. Bazı polimer maddelerde kullanıldıklarında saç üzerinde tabaka oluştururlar ve saçın dolaşmasına engel olur.

Isı koruyucaları

Saç ısıdan etkilenen bir yapıya sahiptir. Isıdan koruyucu ürünler, sıcak kuru hava üfleyen saç kurutma makinelerinin ve sıcak bigudi kullanılmasının saçlara vereceği zararı azaltmak için kullanılırlar. Isıyı emme özelliği olan polymerler saç tellerini kaplayarak saçları ısıdan korurlar. Saçlara en büyük zararı veren ısıdır.

Parlatıcılar

Bu gruba giren ürünler kozmetik ürünlerdir. Çoğunlukla silikon türevleri içerirler. Dimetikone veya siklometikon en sık kullanılanlardır. Az miktarlarda bu maddelerin kullanılması saçların, ışık yansıtma özelliğini arttırır. Bu tip ürünler kıvırcıklanmayı engellemektede kullanılırlar.

Ayrıca bu ürünler UV’ye karşı saçı koruyucu maddeler de içerebilirler.

Bazı koşullarda saçlara yağ uygulaması, özellikle evlerde sık yapılan bir uygulamadır. Saçlı deri normal koşullarda yeterince yağ salgılar ve saçları korur. Doğal yağın yetersiz kaldığı durumlarda doğal saç yağına en yakın yağlı ürünler saçları yağlamakta kullanılırlar. Evlerde zeytinyağı ve badem yağı kullanılırsa da bu amaçla hazırlanmış ürünler daha insan yağına yakın özellikler taşır ve daha faydalı olur.

Yüz Güldüren Yöntemler

Günümüzde yüze genç ve dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleştirildiğinde daha kalıcı, az riskli ve az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor.

Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıkarır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz ve dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca tedavi edilebilir.

Yüz germe ameliyatında derinlik olarak üç tabakada işlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir ve sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile "rüzgara karşı yürüyen bir insanın yüz görünümü" ortaya çıkabilir.



Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum ve istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır. Bu tabakayla birlikte boyun ve alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını ve dinamizmini kazandırır.

Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting'i genellikle endoskopi tekniği ile yapılır. Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleştirmenin yanında yüzde aşikar ifade değişikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuşlardır. Bu değişiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuşulmalıdır.

Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?

Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün değildir, dolayısıyla başka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yağ veya diğer dolgu maddeleri ile doldurma işlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini "Face styling" olarak adlandırıyor.

Midface-lifting: Klasik face lifting'de genellikle yüzün sarkmış olan orta bölümünü etkin bir şekilde germek mümkün değildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda "midface-lifting" denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri ve onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın ve göz bölgeleri için ayrı bir işlem yapmak gerekir.

Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın ve kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir ve saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıkarılarak alın gerilir.

Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıkarılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek ve endoskopik kamera yardımıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak ve kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.

Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda ve bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması ve bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş ve şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.

Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması ve göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.

Mini-lifting: 40 yaş civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiği bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da "Model-lifting" diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli değildir.

Midi-lifting: Mini-lifting'e ilave olarak derin tabakaların da gerildiği bir metottur. İşkadınlarının ve erkeklerin çok rağbet ettiği bir yöntem olmaya başlamıştır. İyileşme sürecinin kısalığı ve kalıcılığının mini-lifting'e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediği durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.

Siyah Noktalara Yoğurt ve Limon Suyu

Cildimizdeki istenmeyen misafirlerden biri de siyah noktalar. Daha temiz bir cilt için evinizde kolaylıkla yapabileceğiniz limon suyu ve yoğurtla hazırlanan maskeyle, sivilce ve siyah noktalardan kurtulabilirsiniz.Bir kâse yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın. Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler. Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.

Yulaf Ezmesi Maskesi

Yulaf maskesi ile siyah noktalardan kurtulun yulaf ezmesi, cildin derinlemesine temizlenmesi ve siyah noktaların yok edilmesini sağlayan bir maskedir. Bu maske ayrıca cildin içinde dolaşan pislikleri temizleyip, cildin fazla yağlanmasını da engeller. Bu nedenle kuru ciltli kişiler tarafından pek fazla kullanılmamalıdır.

Yulaf ezmesi maskesinin yapımı son derece basittir. Pişirdiğiniz yulafları süzdükten sonra, bunları geniş bir kabın içinde bir kaç dakika ezin. Hazırladığınız bu yulaf ezmesini yüzünüze sürdükten sonra 15 dakika kadar bekleyin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla temizleyin. Bu maskeyi vücudunuza da uygulayarak, şaşırtıcı bir sonuca ulaşabilirsiniz.

Siyah noktalara elma sirkesi…
SİYAH noktaları elma sirkesi ile yok edebilirsiniz. Su ile karıştırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, akneye yol açan mikropları öldürecektir.
Siyah Noktalar ve SivilcelerÇok gözenekli ve iyi temizlenmeyen ciltlerde siyah nokta oluştuğunu belirten uzmanlar, hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktaların oluşumunun engellenebileceğini kaydetti.
Gözenekler yağ üretip salgıladıkları için cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden koruyor. Eğer gözenekler olmasaydı, yağlar derinin altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi. Ancak çok gözenekli ciltlerde, eğer cilt iyi temizlenmiyorsa siyah nokta oluşuyor. Uzmanlara göre hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktanın oluşmasını engellemek gerekiyor.Yağlı ciltlerde gözeneklerin daha açık olduğuna dikkati çeken uzmanlar, herhangi bir sağlık problemi yaşayıp tedavi amaçlı ağır ilaçların kullanılmasıyla da cildin yağlanabildiğini kaydetti. Cildin yağlandığı zaman gözeneklerin açıldığını ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmalar sonunda ultraviyole ışınlarının da gözenekleri genişlettiğinin belirlendiğini vurguladılar. İşte uzmanlara göre sivilceyle başa çıkmanın yolları: